Mükemmeliyetçilik Fikrinizi Nasıl Öldürebilir?
Bir fikre ya da işe gerçekten tutkuyla bağlandığımızda elimizden gelenin en iyisini yapmak isteriz. Her detayı en ince ayrıntısına kadar düşünmek, hiçbir noktayı gözden kaçırmamak bize son derece kritik görünür. Bu duygu genellikle bir fikre “sıradan” fikirlerden daha fazla değer verdiğimizde ortaya çıkar; bu yüzden hem duygusal hem de zihinsel olarak daha hassas hale geliriz. Aslında beynimizin bu şekilde çalışması oldukça doğaldır. Bu mekanizma, insanlığın geçmişten bugüne hayatta kalmasına ve gelişmesine yardımcı olan temel reflekslerden biridir.
İlk bakışta mükemmelin peşinden koşmak kulağa iyi gelebilir. Ancak bugün biliyoruz ki, “mükemmel”e ulaşmanın onu kovalamaktan çok daha etkili bir yolu var.
Neden Odağınızı Değiştirmelisiniz?
Harika bir mobil uygulama fikriniz ve bunu hayata geçirecek bir bütçeniz olduğunu düşünün. Beyniniz ilk etapta pazara en güçlü girişin yapılmasını ve kullanıcıların fikriniz karşısında adeta büyülenmesini ister. Ama gerçek şu ki, bu senaryo neredeyse hiçbir zaman planlandığı gibi işlemez. İşte bunun birkaç önemli nedeni:
1) Başkası aynı fikri sizden önce hayata geçirebilir
Siz fikrinizi kusursuz hale getirmeye çalışırken, bir yandan da onu hayata geçirmek için gereken zamanı geciktirmiş olursunuz. Bu sırada bir başkası, uzun planlama süreçlerine takılmadan harekete geçerek sizi geride bırakabilir.
2) Mükemmel bir fikir tek başına inşa edilemez
Bu fikrin ilk keşifçisi sizsiniz ve bu harika bir şey. Ancak fikrin potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarmak için, sizin yapamadığınız şeyleri yapabilecek insanlara ihtiyacınız var. Amerika’yı tek başınıza keşfetmeye çalıştığınızı düşünün. Başkalarına anlatmaya hazır olmadığı için kimseyi yanınıza almazsanız, büyük ihtimalle kaybolur ve gerçek potansiyelini asla göremezsiniz.
3) Deney yapmanın gücünü kullanamazsınız
Bir mükemmeliyetçiyseniz bunu kabul etmek zor olabilir ama “mükemmel”e ulaşmanın en etkili yolu deney yapmaktan geçer.
Başarısız olmaktan korkmayın. Hayattaki en değerli dersleri denediğiniz ve başarısız olduğunuz anlarda öğrenirsiniz. Bu yüzden en doğru yaklaşım, başarısızlığın kaçınılmaz olduğunu kabul etmektir.
Başarılı olmak için değil, öğrenmek için denemeler yaptığınızda, fikrinizi mükemmel hale gelmeden önce hayata geçirmemenin size ne kadar şey kaybettirdiğini fark edeceksiniz. Neyin işe yaradığını, neyin yaramadığını deneyimleyerek öğrenirsiniz. Böylece fikrinize eklediğiniz her şey, sadece zihninizdeki varsayımlara değil, gerçek deneyimlere dayanır. Bu deneyim, gelecekte atacağınız adımlar için size güçlü bir özgüven ve somut veriler kazandırır.







